Medyanın cinnet hali

Geçenlerde iş yerinde kahvaltımı yaparken arkamda açık olan televizyondaki programa ister istemez kulak misafiri oldum. Dinlerken veya izlerken sinir krizleri geçirdiğim kadın programlarından biri açıktı. Tabi kahvaltıyı mutfakta yapmak zorunda olduğum için mecburen bu eziyete katlandım belli bir süre.

Programa bir kadın çıkartmışlar, yanında 2 erkek. Biri sosyolog bilmem ne, biri psikolog bilmem ne. Kızın tipini anlatmaya çalışayım; altında daracık bir kot pantolon, üzerinde yeşilimsi bir gömlek, gerdan açık, kollar sıvanmış, başında kafayı sıkıca saran ve boğazda düğümlenmiş bir türban, yüzünde evlere şenlik bir kg makyaj! Doğu şivesi ile konuşmaya çalışıyor ama doğulu değil. Ben Urfalıyım diyor.

Devamını oku…

El ele verelim Hanefi Abi’yi zenginleştirelim

Medyamız için bulunmaz hint kumaşı niteliğinde ki haber kaynağı Hanifi Avcı’nın gün geçmiyor ki haberi yapılmasın, konusu tartışılmasın. Öyle bir hal aldı ki durum, gündemde önemli bir haber başlığı yoksa; haberleri, tartışma programlarını Hanefi Avcı süslüyor.

Hatırlarsanız medyamız için haber niteliğini kaybetmeyen bir diğer hint kumaşı da; Cem Garipoğlu’dur. Cem Garipoğlu’nın cinayet işleme anında hissettiklerinden tutun testereyi nasıl aldığına, cinayet sonrası kahve içerken rahatlığından tutun taksici ile şakalaştığına, hapishanede psikolojisinin bozulduğundan tutunda tutukluluk döneminde kilo aldığına, sakal tıraşından tutunda zırtına pırtına kadar her şeyini biliyoruz artık… Artık “Kafa Kesenler Fun Kulüp” veya “Cem Garipoğlu Fun Kulüp” kurulacak diye bekliyorum sosyal ağlarda. Cem Garipoğlu markalı testereler çıkacak, Cem Garipoğlu kıyafetlerine reklam alacak diye de inanın düşünmüyor değilim… Hrant Dink’i kahpece öldüren Ogün Samast’ın beyaz beresinin nasıl birden gençlerin kafalarında görüldüğünü, “Ogün Samast”, “ya sev ya terk et” fun sayfaların sosyal ağlarda mantar gibi çoğalarak kurulduğunu unutmayalım. Bunlar hayal değil, yaşanan gerçekler. Bu ülke de bu medya ile mümkün olabiliyor her şey… Olayları fetişistleştiren; cinayet(ler) haberlerine dram, gerilim müziği ve akıl almaz laf cambazlıkları ekleyerek, insani duygularımız olan merhametimizi, vicdanımızı, hüznümüzü yok eden; hatta Cem Garipoğlu, Ogün Samast gibi isimleri sorunlu beyinlerde ikonlaştıran/kahramanlaştıran medyamızı taktir etmek lazım! Aferin size…

Devamını oku…

Kemal Bey, gırgırı bırakın artık!

Türk siyasi tarihinin en hızlı genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, referandum sürecinde meydanlarda “bu işi biz çözeriz” dediği yüzlerce sorundan biri olan başörtüsü sorununun çözümüne yakın olduğumuz şu günlerde, Kemal Bey’in samimi olup olmadığını anlamak için artık turnusol kâğıdına gerek kalmadı!

12 Eylül referandumu öncesi, meydanlarda Türkiye’nin en köklü sorunlarını iktidara geldiğinde çözeceğini vaat eden Kemal Bey’in partisi CHP’de, bugünlerde -her zaman ki gibi- tam bir çark etme durumu hakim! “Ne söyleriz, nasıl ederiz de meydanlarda verdiğimiz sözü yemeden bu sorunu çözdürtmemenin yolunu buluruz” formülü aranıyor harıl harıl. Başbakan’ın; “13 Eylül günü gelin başörtüsü sorununu çözelim” demesiyle irkilen ve bocalayan CHP yönetimi, milletin gözünde altta kalan olmamak için hemen bir ara formül buldu. Ara formülü medya ile paylaşan Kemal Anadol; “sadece başörtüsü sorununu çözen bir değişiklik için kapımızı çalmayın. Biz YÖK’ü düzenleyen, seçim barajını düşüren, dokunulmazlıkları da kaldıran bir paket içinde bu sorunu görüşürüz” diyerek topu karşı tarafa atarak başka bir formül üretmek için zaman kazanmaya çalıştı.

Devamını oku…

Mantığın bittiği yer: Tek tip askerlik (2)

01 Eki 2010 3 yorum

Tek tip askerlik konusunda hükümetten sert bir muhalefet gelmesine karşın hala neyin ne olacağı belli değil. Çünkü bu konuda son sözü söyleyecek kurum her ne kadar iktidar olsa da bu konuda uzman olan ve ihtiyaç talebinde bulunan kurum Türk Silahlı Kuvvetleridir. TSK tarafında daha bu konuda bir açıklama gelmedi. Ama bilinen şu ki Genel Kurmay Başkanı Işık Koşaner bu konuda istekli ve isteğinin gerçekleşmesi yönünde de gayret gösterecektir. Hükümet ile TSK arasında, YAŞ kararlarındakine benzer bir süreç işler mi zaman gösterecek.

Bir önceki yazımda Türk Ordusu’nun dünyadaki yerini kıyaslamalı verilerle mercek önüne almaya çalışmıştım. Bu yazımda ise tek tip askerliği savunanlara ve gerekçelerine cevap vermeye çalışacağım.

“TSK’nın personel yetersizliği”, “eğitimli insanlardan daha fazla yararlanma” ve “adaletsizlik, eşitsizlik, terörle mücadelede motivasyon kaybı” gibi açıklamalarla tek tip askerlik savunuluyor medyada.  Yukarıdaki gerekçelere tek tek cevap vererek tek tip askerlik gerekçelerini savunanların kendi içinde tutarsız olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Devamını oku…

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.