Arşiv

Archive for Eylül, 2010

Mantığın bittiği yer: Tek tip askerlik (1)

29 Eyl 2010 1 yorum

Askere gideceklere klişeleşmiş bir cümle söylenir; “askerlik mantığın bittiği yerdir”. Öyle bir cümledir ki askere gidecek olan bilir, askerde olan idrak eder, askerden gelen sessizce propagandasını yapar. Neden bu klişeleşmiş cümle bu kadar yaygın ve popülerdir derseniz; bilgisayar mühendisinin yazıcı, elektrik mühendisinin tesisatçı, gıda mühendisinin bahçıvan olarak çalıştığı, yeni askerin bilmediğinden ötürü akşama kadar ağaca/duvara tekmil verildiği, tutukluk yapan silahın/tankın cezalandırıldığı, bir aylık eğitim alan sivilin terörist ile mücadele gönderildiği başka bir ordu, başka bir topluluk yokta ondan… Daha bir ay önce askere gönderdiğim -aklına girerek tecili bozdurdum- arkadaşım, askere gittiğinin ilk haftasında bulduğu ilk fırsatta beni aradı. Telefonu “alo” diye açınca “hay senin alonu…” diye başlayıp bir ton küfür etmesinin altında yatan sebebi hiç aramadım. Evcil geldiğinde psikolojisindeki garipliklerini de yüzüne söylemedim. Nasıl söyleyeyim ki! Giderken zaten söylemiştim “askerlik mantığın bittiği yerdir” diye.

Devamını oku…

Kıbrıs vilayet olur mu?

27 Eyl 2010 1 yorum

1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı ile adanın kaderi değişirken, harekata bağlı olarak Türkiye ciddi dış baskılar ile karşılaşmış ve haksız ambargolarla dize getirilmeye çalışılmıştır. Dik duruşu ile taviz vermeyen dönemin iktidarı, üzerinde oynanan oyunlara bir nebze cevap vermiş olsada sorun tamamen çözülmemiş (çözdülürmemiş), sadece taraflar soğutularak sorun askıya alınmıştı. İşte bugün her uluslar arası alanda önümüze “hadi çözün”, “çözünde öyle gelin” diye koyulan bu sorun, o gün çözmemize müsaade etmeyenlerin marifeti olarak duruyor… Artık kına geldi diyeceğimiz bu” bizden kaynaklanmayan sorunun” çözümü için Türkiye Devleti binlerce çözüm önerisi buluyor/üretiyor. Ama bugünlerde bir öneri gündeme geldi ki gerçekten çok konuşulacak cinsten…

Devamını oku…

Milli Görüş ve biat kültürü (3)

26 Eyl 2010 2 yorum

“Dün dünde kaldı cancağazım, yeni şeyler söylemek lazım” demiş Mevlana. Artık Milli Görüş çizgisinde yeni şeyler söyleme, yeni şeyleri yapma zamanı gelmiş, hatta çoktan geçiyor…

Bundan 40. yıl önce söylenen ve bugün Milli Görüş tabanındaki birçok genç tarafından “jargona dönüşen” bazı söylemlerin  yerini artık yepyeni söylemlerin alması, yepyeni fikirlerin ortaya atılması; bu fikir ve söylemlerin de altının doldurulması gerekir. Miting meydanlarını hınca hınç doldurup, “kahrolsun İsrail”demekle, bayrak yakmakla olmuyor  artık. Bir yandan kahrolsun diyor, bir yandan İsrail’e hizmet eden ürünlerini kullanıyor aynı kalabalık. Bakıyorsunuz miting de avazı kadar bağıran vatandaşın elinde coca cola, üzerinde nike, ağzında malboro! Meydandan kahrolsun demekle kahrolmuyor İsrail! Bakıyorsunuz teşkilattaki gençlere, diyorlar ki “biz milli görüşçü gençleriz”, soruyorum “nedir Milli Görüş’ün üç temel düsturu? Cevap yok! Neden buradasın diyorum “Siyonizmle mücadele eden tek parti diye buradayım” diye cevap veriyor. “Siyonizm nedir?” diyorum, cevap yok… Bir diğeri “İslami değerlerime en çok hitap eden parti olduğu için buradayım” diyor ama namaz kılmıyor! Bu gidiş gidiş değil Saadette… Son kongreden sonra başlayan parti için kamplaşmada gençler arasında öyle bir marjinal çıkışlar oldu ki anlamak mümkün değil. Çok büyük bir kesim, bu ayrışmada Erbakan Hoca tarafına geçerek “bizim sadakat yeminimiz, sözümüz var” diyerek tarafını belirginleştirdi. Bu gençler arasında “Erbakan’a söz verdik, sadakat yemini ettik yani biat ettik” diyenlerin sayısı emin oldun o kadar çok fazla ki… Bu durumu anlamakta, idrak etmekte emin olun çok güçlük çekiyorum… Yani yaşı 15-25 arasında olan bu gençlerin€; siyasi geçmişleri birkaç yıllık, eğitim seviyeleri belli orta seviyede, İslami ve Milli Görüş bilgileri kulaktan dolma. Milli Görüş = Erbakan denklemi kazınmış bu gençlerin kafasına. Ama gelin görün ki ne Milli Görüş’ü adam akıllı biliyorlar, ne de Erbakan Hoca’yı tanıyorlar. Sadece “biat etmişler” o kadar. Sorgusuz, sualsiz bir biat…

Devamını oku…

Referandum haritaları ve medya oyunları

Referandumdan sonra birçok medya organında, farklı farklı tasarlanmış referandum sonuçlarını gösteren haritalar ortaya çıktı. Bu haritalarda dikkatimi çeken en belirgin şey; haritaların evet-hayır’a göre renklendirilmesiydi. Tabi renklendirme evet için yeşil, hayır için kırmızı olunca, Türkiye’nin Ege ve Akdeniz sahil şehirleri birden kızarıverdi. Arada da bazı irili ufaklı iller eklendi kırmızı saflarına. Seçim akşamı bu haritalara bakınca, herkes gibi bende de oluşan algı, kırmızı  illerin tamamen HAYIR dediği fikriydi. Yani kırmızı illerin tamamı hayır demiş, yeşil olan illerinde tamamı “evet” demiş gibi algılıyorsunuz. Ama görünen ile gerçek arasında dağlar var tabi ki. Medya oyunlarının, algı dünyamızı nasıl etkilediğine şahit olmak için sadece farklı hazırlanmış Türkiye haritalarına bakmak yeterli.

Devamını oku…

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.