Milli Görüş ve biat kültürü (2)
Yıl 14 Mayıs 2000, Fazilet Partisi 1. Kongresine doğru gidiyor. Türkiye’de uzun yıllar boyunca siyaset sahnesinde önemli bir yeri olan Milli Görüş çok önemli bir dönemeçte. Parti içinde “gelenekçi” ve “yenilikçi” diye iki fraksiyon vardır ve iki akımında kongrede bir başkan adayı öne çıkmıştır. Milli Görüş geleneklerinde yer almayan bu durum, parti içinde de çok derin çatlaklara sebep olur. Bu durum kongre günü yapılan başkan adaylarının konuşmalarına da yansır.
Kongrede ilk söz olan gelenekçilerin adayı Recai Kutan, “Kutan Başbakan”, “Erbakan nerede, biz oradayız” sloganları arasında konuşmasına şöyle başlar;
Tüm partililer emanetçidir, bundan da onur duyuyoruz… Bu kongrede; kavgalar, kopmalar olacağı beklentisi taşıyanların, hayal kırıklığına uğrayacaklar, kimse FP’den bir çakıl taşı bile koparamayacak. Bizim partimizde böyle şeyler olmaz. FP bu kongreden; yara alarak, fireler vererek değil, güçlenerek çıkacaktır…
Daha sonra söz alan dönemin Kayseri milletvekili ve yenilikçilerin başkan adayı Abdullah Gül,“başbakan Abdullah” sloganları arasında konuşmasına başlar;
Fırat, Dicle ve Kızılırmak ne kadar bizim olduğu meşru ise FP’de o kadar meşrudur,
o kadar bize aittir. Buna gem vurmaya çalışanlara şaşarım. İyi bir muhalefet yapılsa idi -elim kırılsa da bunlara oy vermeseydim- diyenler şimdi partimizde olurlardı. Kol kırılır yen içinde kalır diye muhalefet etmedik. Ancak tenkit müessesesi yok diye bunları yapmazsak bu kendimizi aldatmaktan başka bir şey değil midir?… Kongre sürecinde kendisine “genç” diye eleştiriler yapıldığını da anımsatan Gül, MHP’yi son seçimde, seçilme hakkını yeni elde edenlerin iktidara getirdiğini söyledi. Gül, “Neremiz genç artık? İlle de 70 yaşına geldikten sonra, heyecanımız pörsüdükten sonra mı olalım?…
Kongrede konuşmalar gibi açılan dövizlerde ilginçtir; “O, ne diyorsa o”, “Gül dalında güzeldir”, “Bölünmeyeceğiz, kına yakın”, “işte net adres. www.Kutan.Org”, “I love you Kutan”
Konuşmalar ve sloganlar arasında yapılacak seçim öncesi, Milli Görüş’ün önemli isimlerinden Bülent Arınç şu tespitleri yapar; “tamtamcı gençlik yetiştirmek için değil, milli gençlik yetiştirmek için yola çıktık. Galileo gibi konuşacağım, siz ne derseniz deyin, dünya dönüyor, haberiniz yok sizin. ‘Başbakan Kutan’ sloganları atıldığında mutluluk duyuyorsunuz, ‘Başbakan Abdullah’ deyince niye gocunuyorsunuz?” diyerek milli görüş gençliğini eleştirmiş ve kamplaşmayı yadırgamıştır.
Fazilet Partisinin birinci kongresi, Türkiye siyasi tarihine etki edecek bir sonuç ile tamamlanır. Gelenekçilerin -Erbakan Hoca’nın destek verdiği- adayı Recai Kutan kongreden 633 delegenin oyunu alarak başarı ile çıkar. (Abdullah Gül 521 oy almıştır)
Yukarıdaki tarihi konuşmalar ve yaşananlar ışığında bugünleri değerlendirdiğimizde; bugün Saadet Partisi, o gün ne yaşamışsa aslında bugünde aynı şeyleri yaşamaktadır. O gün Abdullah Gül’e karşı duranlar, bugünde aynı şekilde Numan Kurtuşmuş’a karşı durmaktadır. Görülüyor ki parti içinde gelenekçi ve statükocu tavır hala yerinde durmaktadır. O gün ile bugün arasında ki fark; parti tabanının geçmişteki hataları ve yanlışları çok iyi bilmesidir. Parti tabanı, geçmişteki tavırların nelere mal olduğunu çok iyi hatırlımaktadır. Bugün Numan Kurtulmuş etrafında kenetlenen insanların tavrı da geçmişte yaşananların doğal etkisidir aslında. Ayrıca Numan Kurtulmuş’un kongreden bugüne kadar sürekli itidal çağrısında bulunması, kimseyi kırmaması, krizi çok iyi yönetmesi; parti tabanında çok etkili oluyor. Gelenekçi kesimin çok ciddi stratejik hatalar yapması, olur olmaz konuşmalar ve görüşmelerde bulunmaları, bir müslümana yakışmayan eylemleri gerçekleştirmeleri de parti tabanında çok derin ayrışmalara sebep oluyor.Bu süreçte, iki akımında taraftarları giderek marjinalize oluyor. Sanırım bu sürecin sonunda partiden çok ciddi kopmalar olacak ve yeni bir parti kurulacaktır. Parti kuracak tarafın hangisi olacağı ise şu an için muamma…
Milli Görüş’ün 40. yılında, Numan Kurtulmuş’un öncülüğündeki Saadet Partisi’nde, yine bir kongre sonrası başlayan ikinci önemli yol ayrımının yaşandığı şu günlerde, geçmişe dönerek hafızaları tazelemek ve bugün ki sorunlar hakkında kalem oynatmadan önce tespitlerin tarihi yansımalarını da görmenizi istedim.
Yarın son bölüm ile karşınızda olmak dileği ile…




Son yorumlar