Kıbrıs vilayet olur mu?
1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı ile adanın kaderi değişirken, harekata bağlı olarak Türkiye ciddi dış baskılar ile karşılaşmış ve haksız ambargolarla dize getirilmeye çalışılmıştır. Dik duruşu ile taviz vermeyen dönemin iktidarı, üzerinde oynanan oyunlara bir nebze cevap vermiş olsada sorun tamamen çözülmemiş (çözdülürmemiş), sadece taraflar soğutularak sorun askıya alınmıştı. İşte bugün her uluslar arası alanda önümüze “hadi çözün”, “çözünde öyle gelin” diye koyulan bu sorun, o gün çözmemize müsaade etmeyenlerin marifeti olarak duruyor… Artık kına geldi diyeceğimiz bu” bizden kaynaklanmayan sorunun” çözümü için Türkiye Devleti binlerce çözüm önerisi buluyor/üretiyor. Ama bugünlerde bir öneri gündeme geldi ki gerçekten çok konuşulacak cinsten…
Dün İskenderun’da, İskenderunlu Genç İşadamları Derneği’nin düzenlediği kahvaltı programına katılan KKTC Tarım ve
Doğan Kaynaklar Bakanı Zorlu Töre ilginç bir açıklamada bulundu. Bakan Töre; “Devlet sahibi olmak çok önemli. Allah bize bu devleti Anavatanımız ile birlikte sonsuza kadar yaşatmayı nasip etsin. Eğer yaşayamayacak olursa Hatay Devleti’nin zamanında yaptığı şerefli görev ne ise biz de onu yapmak mecburiyetinde oluruz. Hıristiyan dünyası, Avrupa’sı Amerika’sı KKTC’yi kabul etmemeye devam ederlerse ambargolara devam ederlerse belki belirli bir zamandan sonra yapmamız gereken bu olabilir. Kıbrıs Türkü’nün bedenindeki can Türkiye’nin ve Türk milletinin canıdır. Türk milleti Türk ordusu adadan çekildiği anda Kıbrıs Türkü’nün bedenindeki can da yok olur. Dolayısı ile Allah bizi Anavatanımızdan Türkiye’mizden ayırmasın” diyerek KKTC’nin önünde duran bir seçeneği belki sessizse ilgili ülkelere duyurmuş oldu.
Bakan Töre’nin işaret ettiği dönemde Hatay’da, Kurtuluş Savaşı sırasında TBMM ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşmasına göre özerk bir yönetim kurulmuş ancak bölge Fransız mandasına bırakılmıştı. 20 Ekim 1921 tarihinde, İskenderun – Antakya özerk hale gelmiş sonrasında 9 Eylül 1935′de Fransa mandası Suriye üzerinden kalkmıştı. Suriye bağımsız olunca, Hatay Suriye’ye bırakılmış fakat Türkiye milletler cemiyetine başvurarak durumun düzeltilmesini istemişti. Hatay halkının geleceğine kendisinin karar vermesi gerektiğini ileri süren Türkiye; Milletler cemiyeti gözetiminde yapılan halk oylaması ile Hatay’ın bağımsız olmasını sağlamıştı. (2 eylül 1938) Daha sonra 30 Haziran 1939 da Hatay Devlet meclisinin aldığı karar sonucu Hatay, Türkiye’ye katılmıştı.
Zorlu Töre, KKTC üzerindeki baskı ve ambargoların kaldırılmaması konusunda ısrar edilmesi ve adadaki sorunların çözülmemesi için uydurulan bin bir türlü bahanenin ortadan kaldırılmaması durumunda, vakti zamanında Hatay Devleti’nin yaptığını yapar ve Türkiye’ye bağlanırız demek istiyor. Bunu çok açık ve net bir şekilde dile getiriyor. KKTC’li bir bakanın Türkiye ve uluslar arası camiayı fazlası ile ilgilendiren bir konuda kendi düşüncelerini ifade
edeceğini sanmıyorum. Ateş olmayan yerden de duman çıkmaz! Türkiye’nin uluslar arası camiada sürekli önüne koyulan sorunlarından biri olan Kıbrıs Sorununu çözmek için, AKP hükümeti birçok girişim ve atılımda bulunmuş fakat bir türlü istenilen seviyeye gelememişti. Belki de Kıbrıslı bakanın dile getirdiği gibi sorunu marjinal ve kökten çözecek bir önerinin artık masaya geldiğini düşünebiliriz. Bu fikrin ne kadar makul ve uygulanabilir olduğunu bilmesek de artık böyle bir ihtimalinde düşünüldüğünü biliyoruz.
Türkiye’nin Akdeniz sularındaki hakimiyeti ve güvenliği için vazgeçilemez bir konuma sahip olan Kıbrıs, aynı şekilde İsrail, ABD, Rusya ve İngiltere içinde çok önem taşıyor. Kıbrıs’da askeri ve istihbarat üstleri bulunan ABD ve İngiltere, vaat edilmiş topraklara en yakın ada Kıbrıs etrafındaki enerji yataklarına olan ihtiyacı ile İsrail, enerji ve ticaret koridoru konumundaki Akdeniz’de karşı güçlerin üstleri bulunan Kıbrıs’ı sürekli kontrol atından tutmak isteyen Rusya… Ada üzerinde büyük emelleri ve ihtiyaçları olan bu kadar büyük gücün ortasında kalan Kıbrıs için, Türkiye artık marjinal çözümler üretmek zorunda kalıyor kanaatindeyim.
Birgün Türkiye haritasının değişeceği fikri beni heyecanlandırmadı desem yalan olur…



İnşallah haritamız bu yönde değişir…