Kemal Bey, gırgırı bırakın artık!
Türk siyasi tarihinin en hızlı genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, referandum sürecinde meydanlarda “bu işi biz çözeriz” dediği yüzlerce sorundan biri olan başörtüsü sorununun çözümüne yakın olduğumuz şu günlerde, Kemal Bey’in samimi olup olmadığını anlamak için artık turnusol kâğıdına gerek kalmadı!
12 Eylül referandumu öncesi, meydanlarda Türkiye’nin en köklü sorunlarını iktidara geldiğinde çözeceğini vaat eden Kemal Bey’in partisi CHP’de, bugünlerde -her zaman ki gibi- tam bir çark etme durumu hakim! “Ne söyleriz, nasıl ederiz de meydanlarda verdiğimiz sözü yemeden bu sorunu çözdürtmemenin yolunu buluruz” formülü aranıyor harıl harıl. Başbakan’ın; “13 Eylül günü gelin başörtüsü sorununu çözelim” demesiyle irkilen ve bocalayan CHP yönetimi, milletin gözünde altta kalan olmamak için hemen bir ara formül buldu. Ara formülü medya ile paylaşan Kemal Anadol; “sadece başörtüsü sorununu çözen bir değişiklik için kapımızı çalmayın. Biz YÖK’ü düzenleyen, seçim barajını düşüren, dokunulmazlıkları da kaldıran bir paket içinde bu sorunu görüşürüz” diyerek topu karşı tarafa atarak başka bir formül üretmek için zaman kazanmaya çalıştı.
Kamuoyunda tutmayan bu çıkış sonrasında yeni bir söylem geliştirmek zorunda kaldığını anlayan CHP yönetimi, öyle bir formül üretti ki akıllara ziyan! Formülü açıklayan, CHP Bilim Yönetim ve Kültür Platformu Başkanı Sencer Ayata, üniversitelerdeki başörtüsü sorununu kendi dünyalarında nasıl çözdüklerini -aslında çözeriz gibi gösterip çözmek
istemediklerini- anlattı. ‘Öğrencilerin saçının tamamen kapatılması şart değil’ diye sözlerine başlayan zatı muhterem, başörtüsü sorunu için İran modeli benzeri bir modeli teklif ederek, Türkiye’de başını dini inançları gerektirdiği için örten insanlarla kendince dalga geçti. Haberi okurken bir yerlerde “şaka yaptım efendim”, “sizi denedim tepki verecek misiniz” diyecek diye gözlerim aradı ama nafile, hepsi gerçek! Üstelik daha vahim açıklamalar var devamında. Ekim ayında tamamlanmasını bekledikleri “bağlama şekli üzerinde uzlaşılabileceğini” düşündükleri taslak şu şekilde:
“Anadolu’da işçi ve çiftçi kadınların saçları bazen gözükebiliyor. Saçı hiç göstermeden kapanma, örtme acaba İslamiyetin bir koşulu mu? Din adamlarının görüşleri de alınabilir.” Adamların İslam’dan haberi yok hala! Örtünme İslamiyetin bir koşulu mu onu bilmiyorlar! Ayrıca cümleye dikkat edin “din adamlarının görüşleri DE alınabilir. Alınmasa da olur herhalde gibi… Zaten olaya dini konuda girmeyecekleri belli bu cümleden.
“Çözüm üretmek istenirse ara yollar bulunabilir. Geleneksel baş bağlama tarzlarımızda saçın tamamen kapatılması şart değil. Bu konuda uzlaşabilir.” Olayı İslamiyet’ten çıkarıp geleneklerimize getirdi. Niye mi? Tabii ki çözüm önerisini buradan çıkaracakta ondan. Neymiş geleneksel bağlama şekillerimizde saçın tamamının kapatılması şart değilmiş! (İran Modeli gibi bir model öngörülüyor yani). Anlayamadıkları bir durum var, üniversiteye giremeyenler saçını gelenek olsun diye kapatanlar değil ki! İnancı gereği kapatanlar! Neden böyle dedikleri ise son cümlede saklı.
“Türban tarzı baş bağlama kentlerde çoğaldı. Bu modaya uyanların çoğunluğu doğrudan siyasi kimlik vurgusu yapmıyor. CHP mitinglerinde bile bu tarz baş bağlayanlar çoğaldı. Bunu siyasal kimliğe çevirme eğilimi daha fazla üniversitelerde.” Türban bir moda akımıymış, bu moda şehirlerde çoğalmış ve bu bağlama şekli siyasi bir simge olmuyormuş. Asıl siyasi simge durumu üniversiteye girerken oluşuyormuş… Üniversiteye giren siyasi simge durumunda ki örtünme; İslami usule uygun bağlanmış türban oluyor işte… Bu ne saçmalıktır ya Rabbim… Yani çıkın söyleyin biz bu sorunun çözülmesinden yana değiliz! Bu ne zorlama mantıktır! Aklımızla dalga geçecekseniz bari bunu anlamayacağımız bir konuda yapın!
Nedir bu “İran Modeli” derseniz unutmadan hemen anlatayım; İran’da bayanların başörtüsüz sokağa çıkması yasak. Bu yasağa uymak zorunda kalan açık saçlılar için çözümse; saçlarının ön kısmı açık olacak şekilde başörtüsünün takılması. İnançlı kesimle dalga geçmek derken, ifade etmek istediğim durum şu ki; CHP; İran’da saçı açık olanlar için üretilen bir formülü Türkiye’de tesettürlüler için öneriyor. Biz bu komediye alıştık diyenleri duyar gibiyim. Gülmeye ihtiyacımız var ama bu kadarı da fazla… İnsanların birazda ciddiyete ihtiyacı var.
Karikatür dergilerine malzeme olsun diye çalışan bir muhalefet istemiyorum. Tamam arada bizi güldürsünler de ama birazda düşündürsünler artık!


Son yorumlar